Yol TV Logo

 
İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu - IABF İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu - IABF İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu (IABF) resmi sitesine hoş geldiniz...

Anketler

IABF yeni web sayfasını nasıl buluyorsunuz?
 

Türkiye'de Hava Durumu

 İstanbul
 ---
İstanbul °C Ankara °C İzmir °C Bursa °C Konya °C Adana °C Antalya °C Diyarbakır °C
Yol TVYol TV

Anasayfa
12 Mart Gazi Olayları
Üye Değerlendirme: / 0
Cumartesi, 12 Mart 2011


12 Mart Gazi Olayları


İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu
12. Mart 2011


Tarihe bir dipnot olarak düşmüştür Gazi olayları. Ezilenlerin, sömürülenlerin ve ötekilerin günler ve gecelerboyu süren görkemli bir isyanıdır Gazi.

Aslında uluslararası bir Nato örgütlülüğün özel de ulus devletlerin de beslenmiş, eğitilmiş eli kanlı bir güruhun susturma ve sindirme hareketidir Gazi.

12 Mart Akşamı, özellikle Alevilerin yoğun bir şekilde gittiği kahvehaneler hedef alınarak, katliam başlamıştır.

Katillerin öngörüşünün aksine halk , katillerin ve silahi kullanan ellerin kimlere ait oldugunu bilerek , sinmek korkmak yerine, alanlara akmasıyla başlamış, direnişcilerin Gazi Cemevini direnişin kalesi olarak görmesiyle karekter kazanmış, Devrimcilerin,
Alevilerin,yoksul gecekondu halklarının, boyunduruk altındaki kürt halklarinin biraraya gelerek oluşturdugu muhteşem bir kardeşleşme ve direniş örneğine dönüşmüstür Gazi…

Orada anlatılan katillerin değil, direnişin ve anka kuşu misali kendini yeniden yaratmanın tarihidir.
12 Mart 1995 Akşamı başlayan olaylarda Anadolu halkının bir çok yiğit evladı korkusuzca karanlığın ve ölümün üstüne yürüyerek faşist cellatların yaratmaya calıştığı karanlığa Ayini Cemlerimizdeki cerağlar misali ışık tutup ışık olmuşlardır.

Selam olsun ışığın cocuklarına, selam olsun gazinin yiğit ve dirençli insanlarına, selam olsun sesini soluğunu gazi direnişine katan Anadolu halklarına.

Bu vesile ile gazi nezninde tüm katliamları kınıyor, güneşli ve güzel günlere olan inancımızla tüm Anadolu Halklarını sevgi, muhabbet ve ısıkla selamlıyoruz.

İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu

Son Güncelleme ( Cumartesi, 12 Mart 2011 )
Devamını oku...
 
Hep Tahrik Oluyorlar
Üye Değerlendirme: / 0
Pazar, 13 Mart 2011

HEP TAHRİK OLUYORLAR

İbrahim Tümay
12 Mart 2011


Tahrik olmak insanın benliğinde vardır. Kişi karşı tarafın yaptığı eyleme ve söyleme tahrik olabilir. Kriminal olaylarda hukuken tahrik olayı göz önüne alınır. Örneğin sanık tüm delillerin sabit olmasına rağmen suçu kabullenmiyorsa, sanığa gereken ceza verilir. Ama sanık öldürdüğü kişiyi mahkemede hakim karşısında ‘’evet ben öldürdüm, şimdi  dirilse yine öldürürüm’’ dediğinde hakim ağır tahriki gözönüne alarak suçu hafifletir.

Toplumsal olaylarda, tahrik olayı bazı guruplar tarafından bilinçli olarak yapılır. Bu tür olaylarda devletin görevi kamu güvenliğini korumaktır.  Toplumu tahrik eden kişi veya kişileri yakalayıp gereken cezayı uygular. Ülkemizde ne yazık ki devlet halkın değil, hep tahrik olanların yanında yer alıyor. Onları koruyor ve kolluyor.

Sivas katliamında tahrik olanlar Madımak otelinde 33 insanı dünyanın gözü önünde diri diri yakarken, ülkenin başbakanı çok şükür tahrik olanlara bir şey olmamıştır gibisinde beyanat verebiliyor. Gazi ve Ümraniye”de tahrik olanlar halkı otomatik silahlarla tarayıp katliama neden oluyorlar. Adapazarı’nda binlerce kişi, yani tahrik olanlar, kürt kökenli işçileri sokak ortasında linç ediyor. Trabzonda bildiri dağıtan gençlere, yine binlerce kişi tahrik olup linç girişiminde bulunuyor. Evladını gözaltına kaybeden Cumartesi Anneleri yine birilerini tahrik ediyor ve saldırıya uğruyorlar. Halkların kardeşiğini savunan Hırat Dink ırkçı, faşistleri tahrik edip, hayatını bedel olarak veriyor. Hak arayan Üniversite öğrencileri, emekçiler, emekliler, çiftçiler, köylüler yaptıkları eylemlerde polisin baskısının yanı sıra tahrik olanların saldırısına maruz kalıyorlar. 32 yıl sonra Maraş katliamını kınamak ve şehitlerini anmak isteyen aleviler, yine Maraş’ta ağzı salyalı, tahrik olan faşistlerin saldırısına uğruyor.


Son Güncelleme ( Pazar, 13 Mart 2011 )
Devamını oku...
 
8 MART EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ
Üye Değerlendirme: / 2
Cumartesi, 12 Mart 2011

8 MART EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ


İbrahim Tümay / Winterthur
8 Mart 2011


İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu Kadın Kolları 6 Mart 2011 günü Winterthur Paşa düğün salonunda 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü 700 kişinin katıldığı  çoşkulu bir etkinlikle kutladı.


Sunuculuğunu Burçin Tumay ve Fatma Günalp’ın yaptığı etkinlikte, özgürlük ve demokrasi adına şehit düşenler adına saygı duruşu ile başladı. Şenlik bölümünde önce yapılan seminerde İABF kadın Kolları Başkanı Gülay Ağaç, Basel Kantonu milletvekili Sibel Aslan, Bern yabancılar sorumlusu Emine Sarıaslan, Basel yabancılar sorumlusu Anni Lanz birer konuşma yaptılar.
İABF kadın Kolları Başkanı Gülay Ağaç yaptığı konuşmasında 8 Mart ‘ın tarihçesini anlattıktan sonra ‘‘Türkiye ve Avrupa’da kadın erkek eşitliğinden, seçme ve seçilme hakkının olduğundan bahsedilir. Fakat hala kadınlar sokak ortasında katlediliyor, tecavüze uğruyor, töre cinayetlerine kurban ediliyor, işyerinde ve sokakta taciz ediliyorlar. Din adına fetvalar verilerek kadınlar köleleştiriliyor. Kadın onlar için şeytan ve kötülüklerin kaynağıdır. Hep tahrik oluyorlar. Kendi iradesinin  zayıflığından söz etmez ama kadının giyimi ile onları tahrik ettiğini televizyonlarda dile getiriyorlar. Burada kadınlar olarak kendimizi eleştirmemiz lazım. Biz ne yapıyoruz diye kendimize soralım. Bizler örgütlenip mücaadele edersek haklarımızı alırız ve layık olduğumuz yere geliriz. Sizleri saflarımıza katılmaya ve birlik olmaya davet ediyorum’’ diyerek konuşmasını tamamladı.

Son Güncelleme ( Cumartesi, 12 Mart 2011 )
Devamını oku...
 
Alevilikte Kadın
Üye Değerlendirme: / 1
Pazar, 06 Mart 2011


Alevilikte Kadın

İbrahim TÜMAY
Zürich, 06.03.2011


İnsanlık tarihinden beri var olan kadın, Söz sahibi olduğu  ana erkil dönemin sona ermesi ve  ata erkil dönemin başlamasıyla kadın toplumda önemini yetirerek, bazı toplumlarda köle olarak görüldü. Eskiden söz sahibi olan kadınlar ata erkil toplumlarda birer meta olarak kullanılmaya başlandılar. Tanrıçaların yerini tanrılar aldı.  Bu gün Toprak ana yada Doğa ana olarak kullandığımız terimlerin ana erkil döneminden günümüze kadar geldiği kuşkusuzdur. Kadını ezmek ve köleleştirmek için din, kullanılan araçların başında gelmektedir. Bazı toplumlar  kadını aşağılamış ve hör görmüşler. Çok tanrılı dinlerde ve bugün var olan tek tanrılı dinlerde de vardır. Şeriatla yönetilen İran, Suudi Arabistan, Afganistan, Nijerya vb. bir çok ülkede suç işleyen kadınlar göbeğe kadar toprağa gömülüp halka taşlattırılarak katledilmektedirler. Kadınlar zorla kara çarşaflarla örtülmekte, dışarı çıkmalarına izin verilmemektedir.
Ankara Siyasi Bilimler Fakültesinde yapılan bir araştırmada yüzde 69’u kadın hareketleri ile erkeği suça teşvik eder ve yine yüzde 74’ü kadın sesi dinlemek haramdır gibi bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Bu da bizlere eğemen olan sistemin kadına bakış açısını göstermektedir.
İnsanlık tarihi boyunca kadın bütün kötülüklerin kaynağı, acıların nedeni, şeytan olarak nitelendirilmiş, aşağılanmış, hor görülmüş, eksik, kirli ve pis olarak değerlendirilmiş, bütün yaşamı katı kurallara bağlanmıştır.
Türkiye’de şeriatcı guruplar tarafından kandırılan bazı kadın doktorlar erkek hastalarına bakmamaktadır. Kız çocukların okula gitmeleri engellenmekte ve bunun yerine Kuran kurslarına göndermektedirler. Kadının günlük yaşamda yerni alması engellenmekte ve eve bir köle gibi kapanması istenmektedir.
Anadolu Alevileri yüzyıllardan beri yapmış oldukları ibadetlerinin merkezine insanı koydukları için, kadına bakış açıları onu kadın olarak değil insan olarak görürler. Aleviliğin asıl kaynağı olduğu inanılan Kırklar Meclisi’nde kadın erkek ayırımı yapılmamış ve alınan kararlarda kadınlar söz sahibi olmuşlardır. Kırklar Meclisi’nde bulunan ve bugün hala Cemlerimizde adını saygıyla andığımız 17 Kemerbestlerin tümü kadındır.


Son Güncelleme ( Pazar, 13 Mart 2011 )
Devamını oku...
 
İskender Pala: Şah & Sultan
Üye Değerlendirme: / 7
Persembe, 13 Ocak 2011


İskender Pala: ŞAH & SULTAN

Mehmet MERAL
16 Aralık 2010


İskender Pala’nın Ekim 2010 yılında Türkiye’de Kapı Yayınlarında Şah & Sultan isimli bir kitabı basıldı ve satışa sunuldu. Pala bu kitapla mesajının esas hedefini şöyle açıklamıştı: Türkiye yıllardır birbirini anlamayan ve birbirini dinlemeyen tarafların gürültüsü içinde, daha sukünetli bir tartışma kültürünü yaratamadığını, varolan ön yargıların kırılması anlamında bu kitabın bir dialog cağrısı niteliğinde oluduğunu, birbirimizi daha iyi anlama ve dinleme ortamına ihitiyaç duyduğumuzu söylüyordu (bakınız:Taha Akyol’un CNN Türk de sunduğu 24.10.2010 tarihli Eğrisi doğrusu programı). http://www.youtube.com/watch?v=aSvIowr7uGE&feature=related). Aynı programda konuk olan Reha Çamuroğlu, her ne kadar Pala’nın romanındaki kurgusal hatalarından bahsettiysede, Pala’ya bir o kadar da övgülerini sunmaktan geri kalmadı. Her şeyden önce de bu kitabı kanaatlerimizi değiştirmek için yazdığını söyleyen Pala’ya kanaatlerin nasıl değişeceği konusunda hiç bir geri bildirimde bulunmadı. Görsel ve yazılı basında onlarca röportaj yapan ve bu kitapla ilgili düşüncelerini kamoyuyla paylaşan Pala, gerçek anlamda neler yazıyordu bu kitabında? Neyi anlatıyordu? Anlatmak istediği konu ve mesele kimleri hedef alıyordu ve gerçekten bu kitabı yazarak asıl maksadı neydi?

 Ben kitabı Ekim ayının başında tesadüfen İstanbul’da bir kitapçıda gördüm. Kabartılmış altın harflerle ve biri küpeli biri küpesiz iki hükümdarın resmiyle basılan kapağıylada, yayınevinin bu kitapla son dönemlerde moda olan tarihi edebiyat ürünlerinin iyi sükse yapacağınıda hesaba katmış gibi gözüküyor. İstanbul’da Beyoğlunda İnsan Kitabevinin vitrinine kitapları en az bir insan boyu kadar bir kule görüntüsünde üst üste istif ederek, bayağı  gösterişli bir pazarlama tekniğiyle, bu kitabı size okutacağız dercesine insanların gözüne sokmuşlardı. Kitabın daha ilk baskısında üzerine yine dikkat çekecek şekilde 100 000 adet basılmıştır ibaresiyle bir anlamda da, biz bu kitabı daha ilk baskısında bu kadar satacağız diyordular. Sonuç itibarıyla piyasa kafasıyla yazılmış olmasının yanında, işin daha önemli yani aslında ideolojik bir bakış açısını da size anlatacağız diyorlar. Son dönemlerde zaten islami kesimi hedef alan romanlar 500 binde aşağı basılmıyor ve ekmek gibi kitap satılıyor.


Son Güncelleme ( Pazar, 13 Mart 2011 )
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 6 Toplam: 209
 
 

ÖZLÜ SÖZLER

"Ilimden gidilmeyen yolun sonu karanliktir. Haci Bektas"
haci_bektas_1.jpg

Hrant Dink'in SON YAZISI

Ruh Halimin Güvercin Tedirginliği

22. Nisan 2006 tarihinden itibaren ziyaretçi sayısı

Ziyaretçi

2010 Aleviler için Önemli Günler -

ALEVİLERİN 2010 YILI İÇİN İNANÇSAL GÜNLERİ
ALEVİLERİN 2010 YILI İÇİN ÖNEMLİ ANMA GÜNLERİ

ALEVITISCHE ANDACHTEN 2010 WICHTIGE ALEVITISCHE GEDENKFEIERN 2010


13. - 15. ŞUBAT 2010 / 13. - 15. FEBRUAR 2010

HIZIR ORUCU / HIZIR FASTEN


21. MART 2010 / 21. MÄRZ 2010
HZ ALİ`NiN DOĞUMU NEVRUZ BAYRAMI / NEVRUZ GEBURTSTAG VON HEILIGEN (HZ. ALI)

05.- 06. MAYIS 2010 / 05. - 06. MAI 2010
HIDIRELLEZ TAG DES HIZIR ILYAS (HIDIRELLEZ)

02. TEMMUZ 2010 / 02. JULI 2010
MADIMAK - SIVAS ANMASI / ANDACHT AN SIVAS MASSAKER ( 02.JULI 1993 )

06. - 07. HAZİRAN 2010 06. / 07. JUNI 2010
ABDAL MUSA ŞENLİKLERİ / FEIER ZUR ANDACHT VON ABDAL MUSA

16. - 18. AĞUSTOS 2010 / 16. - 18. AUGUST 2010
HACI BEKTAŞ VELİ ANMA TÖRENI / FEIER ZUR ANDACHT VON HACI BEKTAŞ VELI

10. EKİM 2010 / 10. OKTOBER 2010 / TODESTAG VOM HEILIGEN (HZ.) HÜSEYIN (10.OKTOBER 680)

16. KASIM 2010 / 16. NOVEMBER 2010
KURBAN BAYRAMI / OPFERFEST

03.-05 ARALIK 2010 / 03.-05 DEZEMBER 2010
MASUM-U PAKLAR ORUCU / FASTENTAGE ZU EHREN DER MASUM-I PAKLAR

06. ARALIK 2010 / 06. DEZEMBER 2010
FATMA ANA ORUCU / FASTENTAG ZU EHREN DER HEILIGEN MUTTER FATIMA

07. ARALIK 2010 / 07. DEZEMBER 2010
MUHARREM ORUCUNUN BAŞLAMASI / Beginn MUHARRAM - FASTEN (12 Tage lang)

19. ARALIK 2010 / 19. DEZEMBER 2010
AŞURE GÜNÜ / ASCHURA FESTLICHES ENDE DER FASTENTAGE

Tüm Canlarımızın yapacakları etkinliklerde, düğünlerde, sünnet törenlerinde bu tarihleri dikkate almalarında fayda vardır.
 




© 2012 İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu - IABF