Devlet Bakanı Sayın Faruk Çelik’in ziyareti
nedeniyle, AABK`nın Sayın Bakan’a sunduğu
düşünce ve öneriler
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu(AABK)
Köln
Kamuoyuna
Federasyonumuza gelerek, bizleri ziyaret etmeniz nedeniyle Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ve değişik Avrupa ülkelerindeki Konfederasyon üyesi Federasyonlarımız adına teşekkür ediyor ve hoş geldiniz diyoruz.
Türkiye’de Cumhuriyet tarihinde bir ilk olan ve „Alevi Çalıştayı“ olarak adlandırılan süreci de Hükümet adına sürdüren ve koordine eden Bakan olarak size, bu vesile ile önerilerimizi sunmak istiyoruz. Bu istekleri sunarken, teorik tartışma ve formülasyonlardan daha çok, yaşadığımız ülkelerdeki uygulamalardan ve örneklerden hareket etmek istiyoruz.
Kurumumuzun katılmadığı, ancak Türkiye’deki kardeş örgütlerimizin temsil edildiği ilk çalıştayda sizlere sunulan talepler, ortak taleplerimizdir.
Bunlar:
1. Diyanetin Kaldırılması
2. Zorunlu Din Derslerinin Kaldırılması
3. Cemevleri’ne İbadethane Statüsü Verilmesi
4. Madımak Oteli’nin Müze Yapılması
5. Alevi Köylerine Cami Yapımının Durdurulması
6. Alevi Dergahların Asıl Sahipleri Olan Bizlere İade Edilmesidir
Yapılan Çalıştaylar sonrasında açıklanan ve Hükümete sunulan raporda yer alan belirlemeler ve önerilen çözümler, biz Alevilerin kendileri tarafından dile getirilen talepleri ve çözüm öngörüleri değildir. Bunun yerine, geleneksel devlet bakış ve pratiğinin Sünni bir perspektifle yeniden yapılandırılmaya çalışılmasıdır. Sunulan raporda kullanılan dilin öznesi „Alevi Sorunu“ olarak tanımlanmaktadır. Böyle bir tanımlamayı doğru bulmuyoruz. Sorun Alevilerden kaynaklanan bir sorun değildir. Haklarımızın devlet tarafından gasp edilme sorunudur. Alevi Çalıştayları Ön Raporu, sorunun çözüm yol ve yöntemlerinden daha çok, Alevi kimliğini asimile etmek isteyen bir program niteliği taşımaktadır.
İyi niyetle başlatıldığına inandığımız bu sürecin böyle bir sonuca varması, çözüm yerine çözümsüzlüklerin üretilmesinin gerekçesi ise „Türkiye Gerçeği“ne, sorunu yaşayanlara değil yaşatanlara dayandırılmasıdır.
Bizler, başlatılan bu sürecin doğru bir tarzda devamından yanayız. Bunun yolu ise taleplerimizin kabulüdür. Bu sürecin muhatabı olan bizler buna hazırız ve çözüm için elimizden geleni yapacağız. Bunun çözümü için fazladan bir talepte de bulunmuyoruz. Avrupa Birliği ülkelerinde bu sorunlar nasıl çözümlenmiş ise, bizde bunu istiyoruz.
Bizler, bu sorunları çözülmez sorunlar olarak görmüyoruz. Avrupa Birliği’ne aday olan Türkiye Cumhuriyeti açışından da bu isteklerimiz yerine getirilmeyecek istekler değildir. Bugün sizleri ağırlamak için gelen Federasyon Başkanlarımız, kendi ülkelerindeki uygulamalara ilişkin dosya sunacaklar. Burda göreceğiniz örnekler, sorunun nasıl çözülmesinin de örneklerini teşkil etmektedir. Tüm bu örneklerdeki temel yaklaşım, devletin insanların dilini, dinini, ırkını, yaşam biçimini, vicdanını kendi kalıbına göre şekillendirme değil, bunları olduğu gibi kabullenip, tarafsız bir şekilde uygulama sahası açmaktır.
Türkiye Avrupa Birliği Üyesi olmaya adaydır. Bunun yolu da Avrupa Normları’nın eksiksiz yerine getirilmesiyle orantılıdır. Aleviler olarak taleplerimizin yerine getirilmesinde de bu normların baz alınmasıdır.
Avrupanın değişik ülkelerinde üretilen çözümlere baktığımızda, hiç bir isteğimizin başkalarının sınırlarını zorlamadığını, tahrik etmediğini ve doğal haklar olduğunu görmemiz mümkündür. Bunlar:
1. Diyanetin Kaldırılması
Avrupanın hiç bir ülkesinde dini toplulukların, dinlerini yaşama ve uygulamalarına, bunların biçimlerine devlet karışmamakta ve bu amaçla oluşturumuş herhangi bir kurumu da yoktur. Türkiye’de ise Diyanetin oluşturulmasıyla „Laiklik İlkesi“nin önüne set çekilmiş, devletin din karşışındaki tarafsızlığ ortadan kaldırılmış ve var olan sorunların sebebi, devletin dini yaratılmıştır. Dolayısıyla Diyanet’te rötuş yapılarak,Alevilere de yer verilerek , reforme edilecek bir kurum olmamalı, kaldırılmalı.
2. Zorunlu Din Derslerinin Kaldırılması
Hiç bir AB ülkesinde böyle bir zorunluluk bulunmamaktadır.Bazı Avrupa ülkelerinde, devlet okullarında din eğitimi verilmemekte, bazı ülkelerde ise seçmeli ders olarak uygulanmaktadır. Bu konudaki karar, inanç toplulukların kendilerine aittir. Devletin burdaki rolü, bu uygulamaların yasal düzenlenmesiyle sınırlıdır.
Bu haktan hareketle, şu anda birkaç yıldan beri Almanya’da uygulanan model, Avrupa’nın birçok ülkesinde de esas alınmaktadır. Aleviler, Alevilik öğretisinin her aşamasını düzenleme hakkına sahiptir.Bunlar; Ders Müfredatı, Öğretmen seçme ve eğitme, Üniversite’de Alevilik Kürsüsü ve diğer uygulama ve belirlemelerdir.
3. Cemevlerinin İbadethane Statüsü
Avrupa’da 250’yi aşkın Alevi Kültür Merkezi bulunmaktadır. Bunların büyük bir bölümü ise aynı zamanda Cemevi statüsündedir. Türkiye’deki uygulamanın tam tersine, Avrupa’da hiç bir dini kurumun su ve elektrik ihtiyacı da devlet tarafından karşılanmamaktadır.
Türkiye’de Cemevleri’ne, Camilere uygulanan bu yöntemin uygulanması, devletin dine müdahalesi ve Diyanetin meşrulaştırılması olarak görüyor ve red ediyoruz.
Avrupa ülkelerinde ibadethanelere bakış ise; hiç bir ülke veya belediye bu konuda herhangi bir müdahele etmeyi bile düşünmemiş, tam tersine bunu bir zenginlik örneği olarak değerlendirmiştir. Bu olgu Cemevleri için olduğu gibi, Camiler için de geçerlidir.
İsviçre’deki halkoylaması ve sonucu tüm Avrupa ülkelerinde eleştiri almıştır. Bunun somut örneklerinden biri ise Köln’de yapılan Camiye, ırkçıların karşı girişimi ve bu girişime karşı Köln halkının her noktaya insan barikatı kurarak, ırkçıları şehirden kovmalarıdır. Taksi sürücüleri bile bu ırkçıları müşteri olarak kabul etmemiştir. Bizler de, demokrasinin bir gereği olan ibadet özgürlüğü için, bu mücadelede yerimizi aldık.
4. Madımak Oteli’nin Müze Yapılması
Federal Almanya, 2. Dünya Savaşı öncesi ve esnasında yaşanan soykırım, vahşet ve barbarlığın unutulmaması için, bu vahşetin simgeleri olan Toplama Kampları’nı ibret olsun diye müze olarak muhafaza etmektedir. Vahşetin unutulmaması için Tüm öğrenim sürecinde ders müfredatının içinde ele alınmaktadır. Aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen, vahşetin unutulmaması için Berlin Parlementosunun karşısına „Yahudi Katliamı Anıtı“nı yapmıştır.
Günümüze ilişkin bir örnek ise Solingen’de 5 Türkiye kökenli insanın yakılması sonrasındaki süreçtir.
Daha sonra Almanya Cumhurbaşkanı olan dönemin Eyalet Başbakanı Johannes Rau, bu vahşeti hayatının en acı günü olarak ifade etmiştir. Bu acının üzeri kapatılmamış, aileye bir ev alınarak yerleşmeleri sağlanmış, yakılan ve insanların katledildiği ev mekanına 5 çınar ağacı dikilmiş, anıta dönüştürülmüştür. Solingen’de Irkçılıkla Mücadele İçin Araştırma Merkezi kurulmuş, başına ise Türkiye’li biri getirilmiş, Solingen’de bir anıt yapılmış, Solingen’de yaşayan her insan bu anıta kendi ismini kazıyabiliyor, „Barıs İçınde Birlikte yaşamak için – Genç Barış Ödülü“ oluşturulmuştur. Her yıl devlet erkanının da katıldığı anma toplantıları düzenlenmektedir. Alevilerin Sivas ile ilgili istemi de aynen budur.
5. Alevi Köylerine Cami yapılmasının durdurulması
AB ülkelerinde böyle zoraki bir uygulamanın örnekleri bulunmamaktadır. Sünni Müslümanların yaşamadığı Alevi köylerine Cami inşa edilmesi, evrensel normlara, inanç özgürlüğü ile bağdaşmadığı gibi, bu doğrultudaki uygulamanın Alevileri asimile etme programı olarak görüyoruz.
6. Alevi Dergahları Asıl sahipleri olan bizlere iade edilmelidir:
Tekke ve Zaviyeler yasasının yürürlüğe girmesiyle birlikte yazılı Alevi kaynakları, Arşivi gasp edildi. Bunun Avrupa’da bir örneği bulunmaz ve yadırganır. Alevilerin tekrar kendi tarihlerini öğrenme özgürlüğünün önünde engel olan bu duruma son verilmeli ve kaynaklar, Arşivler ve Dergahlar doğal sahipleri olan Alevilere iade edilmelidir
Yukarıda sıraladığımız bu örnekler, sorunların sorun olmaktan çıkarıldığının bir göstergesi ve pratikte hayat bulmasının örnekleridir.
AB sürecindeki Türkiye, bu uygulamaları örnek almalı, „İç Hassasiyetler“, „Tahrik“ gibi bahanelere sarılmamalıdır. Aleviler olarak, kendimiz için talep ettiğimiz bu doğal hakların Kürtler, Ermeniler, Dindarlar, Süryaniler, Romanlar ve diğer tüm insanlarımız için de bir hak olduğunu, „Başka“ olanların haklarının gasp edildiği bir toplumda bizlerin de özgür olmayacağının bilicindeyiz.
Sonuç olarak; yukarda sıraladığımız ve tüm Alevi Kurumlarının ortak istekleri olan bu talepler, yerine getirilemeyecek istekler değildir. Bu bağlamda Çalıştaylar yapılabilir. Ancak sorunun asıl çözüm yeri Meclistir. Mecliste çoğunlğu bulunan Hükumet, Alevilerin demokratik taleplerini en kısa sürede çözebilir. Hükumetin iyi niyet ve sağduyulu yaklaşımı durumunda, bugünkü meclis bileşiminde sorunun çözümü için çoğunluk da mevcuttur. Taleplerin uygulanmasına ilişkin yol ve yöntemleri, Avrupa standartlarının baz alınması durumunda, üzerimize düşen görevleri yerine getirmeye ve çalışmayı birlikte sürdürmeye de hazırız.
Çalıştaylar sonucunda hazırlamıs olduğunuz „Önrapor“u tüm Alevi Camiası „Asimilasyon Belgesi“ olarak değerlendirmektedir.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu
|