Avrupa´da yaşayan Aleviler olarak, örgütlendiğimiz son 20 yıl içinde „72 Millet birdir meydanımızda“ anlayışına uygun hareket ettik. Hiç bir inanca ve ulusa karşı ayrımcılık ve düşmanlık beslemeden eşit koşullarda bir arada yaşamayı savunduk.Ülkemizde Kürt halkının kendi kimliğini ve kültürünü koruyabilme ve yaşatabilme haklarına sahip olmasını her koşulda destekledik.
Bu nedenle de Avrupa´da geçtiğimiz 15 yıl içinde en çok eleştiriye ve saldırıya maruz kalan kurum olduk. Zamanın, ilkelerimizin doğruluğunu bir kez daha haklı çıkarmasından onur duyuyoruz. Anadolu´nun zengin mozaiğinde ulus ve inanç kimlikleri temelinde eşit haklara sahip olarak, çoğulcu toplum yapısını koruyucu ve uygulayıcı devlet yapısı hedeflenmelidir.
Bugün gelinen noktada şiddet ortamını sona erdirerek, bütün toplumsal kesimleri kucaklayarak halkımızın özgürce görüş ve çözüm önerilerini ifade edebileceği koşulların yaratılması sağlanmalıdır. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) olarak, Kürt açılımı çerçevesinde atılan adımların somut ve kalıcı kazanımlarla sonuçlandırılmasını öncelikle talep etmekteyiz.
Çatışmalardan ve gözyaşlarından beslenenlere asla taviz vermeden kardeşçe bir arada yaşama koşulları yaratılmalıdır. Alevi toplumu geçmişte olduğu gibi, gelecekte de bir arada yaşamaya hazırdır ve barışçıl çözümleri desteklemektedir.
Turgut Öker
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu
Genel Başkanı
Son Güncelleme ( Persembe, 05 Kasim 2009 )
FIMM - migraweb.ch
Çarsamba, 02 Eylül 2009
www.fimm.ch
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Medienkonferenz zu migraweb.ch
27. August 2009
Käfigturm Bern
Migraweb.ch – Ein Beitrag dazu, dass MigrantInnen das Leben in der
Schweiz selber in die Hand nehmen können
Von Emine Sariaslan, Präsidentin FIMM Schweiz
Für das Forum für die Integration der Migrantinnen und Migranten (FIMM Schweiz) ist geteiltes
Wissen ein zentraler Schlüssel zum friedlichen Zusammenleben von Menschen
unterschiedlicher Herkunft. Je früher Neuzuwanderinnen und Neuzuwanderer zu Kenntnissen
über das Leben in der Schweiz Zugang erhalten, um so schneller und besser können sie sich in
den Schweizer Alltag integrieren. Hier setzen Projekte an, die FIMM initiiert oder an denen sich
das Forum beteiligt. Deshalb hat FIMM in den vergangenen Jahren in der ganzen Schweiz das
Projekt „Rencontres“ (Begegnungen) realisiert und sich an den Konzept‐ und
Umsetzungsarbeiten für migraweb.ch, das wir heute mitlancieren, beteiligt.
Mit Migraweb.ch – Information und Beratung in der Muttersprache erhalten MigrantInnen
künftig vom ersten Tag ihrer Ankunft Zugang zu Informationen über alles, was für das Leben in
der Schweiz wichtig ist. Der erste Schritt zur Integration können Neuankommende so ohne
Verzögerung in der Muttersprache machen. Damit überwindet migraweb.ch, die Hürde des
Nichtverstehens und erlaubt AusländerInnen, sich in der Schweiz in der schwierigen Anfangszeit
zurecht zu finden und Krisensituationen besser zu meistern.
*Türkiye’de dinselleştirilen eğitim, KKTC de dinselleştirilmeye çalışılmaktadır.
*Laik ve çağdaş devletler, din eğitimi yapmaz.
*Türkiye’deki zorunlu din dersi uygulaması, AİHM, Danıştay ve Mahkemeler tarafından AİHS ne aykırı görülerek iptal edildiğini hatırlatmak isteriz.
Son dönemde, kamuoyuna yansıdığı üzere, KKTC de “Üniversitelerin bünyesinde İlahiyat Fakülteleri açılacağı, ihtiyaç olmamasına rağmen onlarca Cami yapılacağı, okulların dışında da din eğitimi verileceği, İmam Hatip Liselerinin açılacağı, ortaokullar düzeyinde seçmeli olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin Zorunlu hale getirileceği..” yönünde duyumlar almaktayız.
12 Eylül sonrası yapılan 1982 Anayasa’sının 24. maddesi ile ülkemizde uygulamaya konulmuş olan zorunlu din dersi uygulaması sonrası, eğitim tamamen dinselleştirilmiş, toplum bağnazlığa doğru sürüklenmiştir.
Bunun sonucu olarak, son dönemler de, dini ve milli duyguları kullanan ve sömüren partiler iktidar olmuşlardır. Çağdaş Kuzey Kıbrıs halkı bunu görmeli ve Türkiye’deki gelişmeleri dikkatle gözlemlemeli ve değerlendirmelidir.
Din ile devlet işleri birbirinden kesinlikle ayrılmalıdır. Tarih göstermiştir ki, dini kendisine rehber edinen devletler; gelişmekte ve çağdaşlaşmakta başarılı olamamış, demokrasiden yoksun kalmış; şeyhlerin, şıhların ve mollaların diktatörce yönetimleri ile yönetilmeye mahkûm olmuşlardır.
Çağdaş toplumlarda, devlet din işlerine karışmaz. Dini finanse etmez. Dini eğitim yapmaz. Dini şekillendirmeye çalışmaz. Yurttaşlarının dini inanç ve felsefelerine karışarak değiştirmeye ve dönüştürmeye çalışmaz. Sadece her yurttaşının inancını özgürce ve her hangi bir baskıya uğramadan yaşamasının şartlarını yaratır.
Alevi toplumu Türkiye’de Demokrasiyi ve çağdaşlığı savunmakta ve bu konuda mücadele etmektedir. Bu nedenle de iktidarın baskıları ve dönem dönem katliamlarla karşı karşıya kalmaktadır.
KKTC’de Alevi canlarımız, demokrasinin ve çağdaşlığın savunucularıdır. Ancak bir özdeyişimizde dile getirildiği üzere; “Her ağacın kurdu kendinden olur.” da olduğu gibi, bazıları kendi menfaatlerini toplumun menfaatlerinin üzerinde tutabilmektedirler.
Bu çağda, okullarda Zorunlu Din Dersi uygulamasının konulması, topluma at gözlüğü takılması ve inanç özgürlüğünü ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir.
PSAKD : Madımak katilleri toplumun vicdanında aklanmadı
06-11-08
AV. FEVZI GÜMÜŞ
“Madımak katilleri toplumun vicdanında aklanmadı,
Zamanaşımı ile aklanamazlar…”
Bugün yayınlanan bazı basın yayın organlarında başta Cafer Erçakmak olmak üzere Sivas Katliamının 7 firari sanığı ile ilgili olarak savcının davanın düşürülmesini talep ettiği haberleri yer aldı.
Son günlerde özellikle toplumsal davalarda katillerin zamanaşımından yararlanarak haklarında açılan kamu davalarının düşürülmesi hukuk kurumunun toplumsal vicdanı ne kadar gözetebildiği tartışmalarını gündeme getirmiştir.
Savcının talebinin Mahkeme heyeti tarafından kabul edilmesi durumunda Madımak Oteli’ni ateşe verip 35 kişiyi öldürenlerden, insanlık tarihinin din adına işlenen en büyük katliamını gerçekleştiren katillerden 7’si, kaçıp kayıplara karıştığı için zamanaşımı sayesinde hiçbir ceza almadan kurtulacak. Olayların büyümesine neden olan ve iddianamenin bir numaralı sanığı olan Cafer Erçakmak ve 6 kişi hakkında zamanaşımından katliam davası düşmüş olacak. Hatırlanacağı üzere Dönemin Refah Partili Belediye Meclis Üyesi olan, olayların gelişimi sırasında “provokatörlük” görevini yerine getiren ve Madımak Oteli’ne itfaiyenin müdahalesi sırasında merdivenlere çıkarak, halkı galeyana getiren; Aziz Nesin’e saldıran Cafer Erçakmak, olayın ardından kayıplara karışmıştı. Daha sonra izine İran ve Suudi Arabistan’da rastlanmıştı. Diğer bir kısım sanıklar ise Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde görülmüş ve ne yazık ki Adalet Bakanlığında iadeleri bir türlü sağlanamamıştı.
Katliam Davalarında zamanaşımı işlemez
Savcılıkça sanıklar hakkında “Anayasal düzeni değiştirmeye iştirak” suçundan cezalandırılması istemiyle dava açıldığını, yasada bu suçun zamanaşımı süresinin ise 15 yıl olduğu belirtilerek davanın düşmesine karar verilmesi talep edilmiştir. Katliam davalarında son zamanlarda başvurulan bir yöntem olan zamanaşımı toplumların vicdanında işlemez.
Tunceli Belediye Meclisi, cemevini ibadethane olarak kabul ederek, su bedelinden camiler gibi muaf olması diğer hizmetlerin de aynı tarfiden ücretlenmesi karar altına aldı. Kararı değerlendiren Tunceli Belediye Başkanı Songül Erol Abdil ve Alevi dedesi Celal Açıkgöz, hükümet tarafından cemevlerinin yasal statüye kavuşturulmasını istedi.
Tunceli Belediye Meclisi, cemevini ibadethane olarak kabul ederek, su bedelinden camiler gibi muaf olması diğer hizmetlerin de aynı tarfiden ücretlenmesi oybirliği ile karar altına aldı. Tunceli Belediye Meclisi, cemevlerini ibadethane olarak kabul etti. Belediye Meclisi'nin bugünkü oturumunda gündeme gelen konu, DTP, EMEP, CHP, SHP ve AKP’lilerden oluşan 12 üyeli Meclis'te oybirliği ile karar altına alındı. Alevilerin Tunceli nüfusunun genelini oluşturduğuna dikkat çekilen kararda cami gibi, cemevinin de ibadethane olarak kabul edilip, tükettiği şehir şebeke su bedelinden muaf tutulması ve belediye hizmetlerinden yararlandırılması karar altına alındı. Kararla birlikte, yapı ruhsatı bulunmayan cemevinin ruhsatlandırılacağı açıklandı.
Kararı değerlendiren Tunceli Belediye Başkanı Songül Erol Abdil, cemevlerinin kültür ve inaç merkezleri olduğunu belirterek, “İddia edildiği gibi cümbüş yeri değildir. Bir çok sanatın inançla yükseldiği yerdir. Bu nedenle cemevleri yasal statüye kavuşturulmalıdır. Hangi din olursa olsun, o dinin gerekliliklerini, emir ve yasaklarını gönlünce yaşabilme özgürlüğüdür” dedi. Abdil, zorunlu din dersi uygulamasının kaldırılması içinde çalışmalarının devam edeceğini söyledi.