Sivas Şehitlerini Anma ve Katliamı Protesto Yürüyüşü’ne 50 bini aşkın kişi katıldı. Türkiye’nin dört bir yanından ve yurtdışından gelerek, Madımak Oteli önünde toplanan 50 bini aşkın Alevi, aydın, yazar, sanatçı, politikacı ve sivil toplum kuruluşu üyeleri, ‘Madımak Müze olmalıdır‘ talebini bir kez daha yineledi.
2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen 35 aydın, yazar ve sanatçı için Sivas’a gelen 50 binin üzerinde insan, Seyrantepe’de biraraya geldi. Protesto yürüyüşüne katılanlar, sloganlar eşliğinde Madımak Oteli’ne kadar yürüdü. Olağanüstü katılımdan dolayı büyük yürüyüş korteji ancak üç saat sonra Madımak Oteli önüne gelebildi.
Bu yıl düzenlenen protesto yürüyüşüne Alevi kurumlarının yanı sıra bir çok siyasi parti, sivil toplum örgütü temsilcisi, aydın, yazar ve sanatçı katıldı. Alevi kurumlarının düzenlediği mitingde sol ve demokrasi güçleri bir araya geldi. Protesto Yürüyüşü’nde Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Turgut Öker, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Genel Başkanı Fevzi Gümüş, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız’ın yanı sıra, Madımak Oteli’nde katledilenlerin aileleri ve yakınları, Bağımsız Milletvekili Ufuk Uras, DTP Eşbaşkanı Emine Ayna, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, KESK üyeleri, DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel, SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, Eğitm-Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, Ozan Ceyhun, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, tiyatro sanatçısı Salih Kalyon, CHP Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özpolat, CHP Sivas Milletvekilleri Malik Ejder, Mazlum Çimen ve Eşber Yağmurdereli de hazır bulundu.
MADIMAK 15 YILDIR HER GÜN YANIYOR: SEYİRCİ KALACAK MIYIZ?
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi Pir Sultan Abdal Cultural Assciation Organization
2 Temmuz 1993'te, bu toprakların direniş simgelerinden biri olan Pir Sultan Abdal adına düzenlenen şenliklere katılmak üzere Sivas'a giden 33 aydın ve sanatçının, kaldıkları otel ateşe verilerek katledilmeleri, Anadolu tarihinin en dramatik dönemeçlerinden biridir. Tarihin Madımak katliamı olarak not ettiği bu vahşet, o gün bugündür lanetlenir, ancak hemen ertesi gün unutulmaya bırakılır. Çünkü, içinde onlarca insanın bulunduğu koca bir otelin, içindekilerle birlikte yakılması, pek anımsanmak istenmez. Oysa tarih, anımsanabildiği ölçüde, insanlığın geleceğine ışık tutan bir alandır. Tarihin tekerrürünü önlemek için yaşananlardan dersler çıkarmak gerekir. Madımak gibi, tarihin en büyük vahşetlerinden birinin yaşandığı bu coğrafya insanı açısından “unutmamak” ve “unutturmamak” vicdani ve toplumsal bir görevdir.
Madımak Katliamı Alevileri olduğu kadar, aydınlıktan, demokrasiden, laiklikten yana olan herkesi derinden yaraladı. Ancak Madımak'ı, yalnızca Pir Sultan Abdal Derneği'nin, Alevi Kuruluşlarının, Demokrasiden, Laiklikten, Emekten yana güçlerin her 2 Temmuz'da andığı bir kara gün olmaktan çıkartıp, toplumsal belleğimizde sürekli canlı tutmamız gereken tarihi bir vahşet olarak anımsamak ve belki de yakın tarih adı altında ders olarak okutmak gerekir. Madımak'ın müze haline dönüştürülmesi, Alevi ve Sünnilerin farklılıklarının bilincinde, birarada yaşamalarının toplumsal bilinçlere aşılanmasını sağlayacak ve çocuklarımızın geçmişin ışığında geleceği güvenle kazınmasının da önünü açacaktır. Alevilerle Sünniler arasında olması gereken kardeşliğin çimentosu da böyle sağlamlaştırılabilir.
İZZETTİN DOĞAN HOCAEFENDİ İLE FETTULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ HAYRANLIĞI BABASI HÜSEYİN DOĞAN DEDENİN, HAZİRAN 1960 YILINDA, SİVAS ASKERİ CEZAEVİNDE, NURCU MEHMET KIRKINCI HOCAEFENDİYE OLAN HAYRANLIĞINA KADAR UZANIR.
Turan Eser, Araştırmacı/Yazar
İzzettin Doğan'nın Vatan gazetesinde yer alan görüşlerine bakacak olursak; "Fettullah Gülen filozof, bilge, dost ve Alevilere manevi katkısı büyük insan” CEMVAKFI Başkanı İzzetin Doğan hocaefendinin son dönemlerde bu yönde artan mesajlarının anlamını ve şifrelerinin çözülmesinin yolu tarih bilgisine başvurmaktan geçiyor. Tarih bilgisinden yoksun bir değerlendirme bu durumda gerçekçi olmayacaktır.
Tarihi bilgeleri vermeden önce bir düzeltme yapmak zorundayız. CEMVAKFI Başkanı İzzetin Doğan hocaefendi, Gazetelerde ifade edildiği gibi “Alevi cemaatinin lideri” değildir. Sınırlı sayıda (onlarca) kişinin üyesi olduğu Cumhuriyetçi Eğitim Vakfı’nın başkanıdır. Alevi toplumunu temsil yetkisine sahip değilidir. Alevi-Bektaşilerin inanç önderi, halen Hacı Bektaş veli Dergahı’nın en yüksek makamı olan Postnişini Veliyettin Ulusoy’dur. Bu makamın yerine İzzetin Doğan dahil kimse ikame edemez ve ettirilmez. Ayrıca Alevi-Bektaşi toplumunun demokratik, hukuksal ve siyasi hakları konusunda liderlik eden kurumlar ise ABF ve AABK (Alevi Bektaşi Federasyonu ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu)’dur. İzzettin Doğan ve Ehlibeyt Vakfı dışında faaliyet sürdüren Alevi-Bektaşi kurumları, dernekleri, dergahları ve cemevleridir.
VATAN Gazetesi’nde MİNE ŞENOCAKLI’nın CEM Vakfı Genel Başkanı Prof. İzzettin Doğan’la yaptığı röpörtajda, Doğan Fetullah Gülen için ’saydığım bir insan’ diyerek Fetullah Gülen ’demokratik yolla 15-20 yıl içersinde Türkiye'yi bir Müslüman devlet haline dönüştürmek istiyor’ dedi.
Prof. Doğan’ın Gülen’le ilgili bu kadar olumlu yaklaşımı ile ilgili akıllara Doğan’ın Gülen ile olan yakınlığı geldi. Nitekim bir süre öncesine kadar CEM VAKFI Avrupa Koordinatörlüğü’nde Genel Sekreter olan Düzgün Keleş geçtiğimiz günlerde kamuoyuna yaptığı açıklamada şunları şöylemişti:
’’Cem Vakf ve İzzetin Doğan bu takiye kurumun başındaki insandır. Türkiye Cumhuriyeti’nin, laik devleti yıkma planları içinde olan Fethullah Gülen ve cemaatiyle birlikte çalışmaktadır. Cem Vakfı maddi ve manevi kaynağını Fethullah Gülen grubundan sağlamaktadir. Gülen grubu tüm medya yayın organlarıyla İzzettin Doğan’ı desteklemektedir.’’
* * *
VATAN Gazetesi’nde MİNE ŞENOCAKLI’nın röportajında İzzettin Doğan’ın Gülen ile ilgili söyledikleri şunlar:
Sizin Fethullah Gülen'e yakın olduğunuz söyleniyor...
Fethullah Hoca'yı tanırım. Saydığım bir insan. Onu İslam'la ilgilenen bir düşünür, bir filozof olarak görüyorum. Birkaç defa görüştük, konuştuk, kendisi geldi. Cemevlerinin yapımında olumlu bir katkısı vardır. Hatırlarsınız, yıllar önce 'Camilerin yanında cemevleri de yapılmalı' diye beyanat vermişti.
Bir dönem Cem Vakfı Avrupa Koordinatörlüğü yönetim kurulunda çalışan Düzgün Keleş, Cem Vakfı’nın bir kanser gibi Alevi toplumunu sarmaladığını söyleyerek, Fethullah Gülen ve eski ülkücü Musa Serdar Çelebi ile Cem Vakfının kirli ilişkilerini anlattı.
Devlet, diyanet ve Fethullahçılarla ilişkileri olan Cem Vakfı, ılımlı Islam çizgisine çekemediği Alevileri fişliyor. Eski ülkücü Musa Serdar Çelebi ile ortak çalışmalar yürüten Cem Vakfı, Alevi toplumunu bir kanser gibi sarmalamış durumda. 3 Aralık 2006 tarihinde Almanya’nın Dortmund kentinde Avrupa Cem Vakfı kordinatörlüğünce yapılan Cem etkinliğine konuşmacı olarak seçilen kişiler, Cem Vakfı’nın Fethullah çizgisine doğru gittiğinin sinyalini vermişti. O dönem yapılan Cem etkinliğine, Papa suikasti ve Abdi Ipekçi suikastinde adı geçen ve ülkücülerin bir dönemki tetikçileri arasındaki Muhsin Yazıcıoğlu’nun Genel Başkanı olduğu Büyük Birlik Partisi’nin Avrupa’daki uzantısı olan Avrupa Türk Islam Birliği Fahri Başkanı Musa Serdar Çelebi’nin konuşmacı olarak katılması dikkat çeken noktalardan biriydi. Çelebi’nin son yıllarda Izzettin Doğan’a danışmanlık yaptığı basına yansımıştı.