2 Temmuz 1993 yılında Sivas Madımak otelinde katledilen 33 canımız için İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu tarafından anma etkinliği düzenlendi. 17 Mayıs 2008 günü Fribourg Sale de Fêtes’de düzenlenen etkinliğe yaklaşık olarak beşyüz kişi katıldı. Etkinliğe İABF Gençlik Kolları Başkanı Aylin Yanardöner, Kadın Kolları Başkanı Dilek Özkenar, Dedeler Kurulu adına Dede Ali Tutal, İABF Genel Başkanı Bülent Ant ve DSP Milletvekili Süleyman Yağız konuşmacı olarak, Kültürel etkinliğe Aagau AKM semah grubu ve Zürih AAKM Canlar semah grubu, Erdem Karadağ, Şair Şahin Karakoç, Gülüzar Doğan, Kemal Kahraman, Savaş Aslan, Ali Ataş, Zeynep Karababa, Selahattin Akarsu ve Taner Özdemir katıldılar.
İABF Kadınlar Kolu Başkanı Dilek Özkenar konuşmasında ‘‘Tarih 2 Temmuz 1993, Canımızın yandığı gün. Sivas Aziz’e mezar olacak, Askerler geliyor, önce asker Bosna’ya, denilirken bir subayın onlarla konuşması üzerine, , bizim asker bağırtıları yükseliyor kalabalıktan. Asker izleyici olarak katılıyor katliama. Yanan arabalar cehennem ateşi olarak simgeleniyor, 33 canımız yakılarak katlediliyor. Bütün bunlar, katliamcıların deyimi ile, tanrı adına yapılıyor. Hangi tanrıdır ki bunu emrediyor ve hangi insanlıktır ki bütün bu olaylara seyirci kalıyor?
Yokluğuna alışamadık, arıyoruz ve hep arayacağız...
Devrimci, demokrat ve alevilerin büyük değeri halk ozanı Aşık Mahsuni Şerif, aramızdan ayrılalı 6 sene oldu. Mahsuni Şerif, 17 Mayıs 2002’de Almanya’nın Köln kentinde hayatını kaybetti.
Çağımızın Pir Sultanı olarak adlandırılan Mahsuni Şerif, türküleriyle Anadolu Alevi Edebiyatının yaşaması ve geliştirilmesinde önemli bir rol oynadı. Aşık Mahzuni Şerif türküleriyle, toplumdaki adaletsizliğe, dinci gericiliğe, milliyetçiliğe ve emperyalizme hep karşı çıktı.
ABF Genel Başkanı Turan Eser, Avrupa Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn ile 5 Mayıs 2008 günü akşam yemeğinde buluştu. ABF Genel Başkanı yarın (Salı günü) Ankara’da Bakanlar düzeyindeki Türkiye-AB Troyka toplantısı öncesi, Alevilerin Türkiye’de yaşadıkları sorunları Avrupa Komisyonu Üyesi Olli Rehn başkanlığındaki heyete anlattı ve trokya toplantısında ele alınması ve görüşülmesi talebi ile aşağıdaki mektubu Avrupa Komisyonu Üyesi Olli Rehn’e verdi.
Mr. Olli Rehn, Commissioner for Enlargement European Commission, Ankara - Brussels
05 Mayıs 2008, Ankara
Sayın Olli Rehn Öncelikle nazik davetiniz için, şahsım ve kurumumuz adına teşekkür ederim. Bu vesileyle sizi, Alevilerin karşı karşıya oldukları sorunlar ve bu sorunlar karşısından AKP hükümetinin tavrı hakkında bilgilendirmek istiyorum. Kuşkusuz, Türkiye'deki süreci dikkatle izliyor ve AKP hükümeti döneminde Alevilere ilişkin yapılan ve yapılmayanları takip ediyorsunuz. Bu süreçte AB delegasyonlarını, Alevilerin sorunlarına ilişkin kapsamlı dosyalarımızı sunarak, bilgilendirdik. Bu mektubumuzda son dönemlerdeki güncel sorunlar ve gelişmeler hakkında görüşlerimizi aktarmaya çalışacağım.
1998 yılından beri AB ilerleme raporlarına konu olan Alevi sorununa ilişkin olarak, 2008 yılına kadar olumlu hiç değişim olmadığı gibi, AKP hükümeti döneminde sorunlarımız daha da artmıştır.
AKP hükümeti son altı yıldır, İmam Hatipli ve İlahiyat mezunları üzerinden sürdürdüğü kadrolaşma stratejisinde bir "imamla" iki işi birden gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bir yandan siyasal islamcı eksende örgütlenmek, diğer yandan ise bu kadrolarla, Alevileri kendi köylerinde asimlasyon politikasının hedefi haline getirmek. Bu sinsi plan için, Alevi köylerinde görev yapmak üzere yeni imamlar işe alınıyor. Diyanette "boş kadro" iddası ile TBMM'den yeni kadrolar isteniyor.
Alevi köylerine İmam atanmasıyla ilgili en son örneklerden biri Tunceli'nin Hozat İlçesine bağlı Uzundal ve Yenidoğdu isimli iki Alevi köyündeki durumdur. Sünni Devlet yapılanması adına Alevileri Sünnileştirmek amacıyla görevlendirilen ve birer Sünni misyoner gibi çalışan bu imamların yegâne görevleri, cem ibadetini namaza, cemevinin işlevini de camiye dönüştürmek çabası olmaktadır. Alevi yerleşim birimlerine Sünni imamların gönderilmesi tam anlamıyla bir insan hakkı ihlalidir ve inanç özgürlüğüne saldırının en açık örneğidir. Alevi köyüne gelen imamlar, namaz kılacak cemaat bulamayınca ve burada Sünni imama gereksinim olmadığını anlayınca, vatandaşın vergisiyle bankamatik-imamı olarak yan gelip yatmaya başlamışlardır. Daha sonra ise "mahallinde görülen ihtiyaç üzerine imam-hatip Akif Buşkun Valilik oluru ile il müftülüğünde, rahmi toprak ise kaymakamlık oluru ile Hozat ilçe müftülüğünde geçici olarak görevlendirilmiştir" denilerek, Alevi köylerine atanan imamlar merkeze çekilmiştir.
Bu ilk değil, son değil! Diyanet İsleri Baskanı Ali Bardakoğlu Aleviler hakkında fetva vermeye devam ediyor. Ali Bardakoğlu`na gore: „Sayet Cemevi ibadet merkezi olarak kabul edilirse, Alevilik kendi basına din olur ve İslamdan da cıkmıs olur. İslam`da Cemevi yok, Mescit ve Cami vardır. Kendi basına din olursa ulkede birlikte yasama da zorlasır.“
Bardakoğlu’nun Alevilere yonelik fetvalarını 12.04.08 gunu Salzgitter Alevi Kultur Merkezi´nde bir araya gelen AABF İnanc Kurulu´nun 200 Ana ve Dede’si red etti.
Oy birliği ile alınan kararları kamuoyu ile paylasmak istiyoruz:
1. Diyanet İsleri Baskanlığı Alevilere hic bir hizmet sunmuyor; sunmasını da istemiyoruz.
2. Yuz binlerce Diyanet kadrosu icinde bir tek caycı Alevi bile yoktur.
4. Alevilerin odediği vergiler Diyanete değil, eğitim, sağlık ve bilimsel calısmalara harcanmalıdır.
5. Diyanet Teskilatı Sunni islam anlayısını temsil ediyor, Alevileri temsil edemez. Bu nedenlerle Bardakoglu`nun Aleviler hakkında yorum yapması, gorus bildermesi ve fetva vermesini asla kabul etmiyoruz.