Geçen 21 Haziran'da bu köşede Türkiye'den bazı rakamlar aktarmıştım. Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Turan Eser'in verdiği bazı rakamlardı bunlar... "Türkiye muhafazakârlaşıyor" tezini doğrulayan rakamlar: "Türkiye'de 67 bin okul, 85 bin cami var. "77 bin doktor, 90 bin din görevlisi var. "Diyanet bütçesi 8 bakanlığın toplam bütçesi kadar". Geçenlerde Federasyon'un genel başkanlığını üstlenen Turan Eser'le cumartesi günü İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu'nun Zürih yakınlarındaki bir toplantısına gittik. Bu kez ÖDP Genel Başkanı, milletvekili Ufuk Uras da bizimleydi. Eser, yeni rakamlarla çıkageldi. Türkiye'nin bir fotoğrafını çekmeye yardımcı olan bu rakamları da sizlerle paylaşmak istiyorum. * * * Sivil toplumdan, sivil bir anayasadan söz ediyoruz ya; acaba gerçekten sivilleşiyor muyuz? Rakamlara bakılırsa evet... Türkiye'de 87 bin sivil toplum örgütü var. Az değil; ama gelin ayrıntısına bakalım: Çoğunluk, yöre dayanışma dernekleri; yani "hemşeri örgütleri"nde... İkinci sırada, 25 bin "cami yaptırma derneği" var. Turan birkaç somut örnek veriyor: Sakarya'nın Ferizli ilçesinde 46 dernek var. 1 yüksekokul yaptırma derneği, 1 sağlık ocağı yaptırma derneği, 6 spor derneği... ve 25 cami yaptırma derneği... Bursa İnegöl'e bağlı Cerrah beldesinin nüfusu 3 bin... Beldeye bin kişilik cami yaptırılıyor. Beldenin okuluna Marmara depreminde "Oturulamaz" raporu verilmiş. Okul o halde kullanılmış. 2003'te Belediye Başkanı diyor ki, "Okul için alan tahsis ettim, çivi çakılmadı."
ALEVİLERİN VE GAYRİ MÜSLİMLERİN SORUNLARINDA ASIRLADIR SAMİYET GÖSTERMEYEN TÜRK - İSLAM SENTEZCİ YAKLAŞIM, SÖZ KONUSU TÜRBAN OLUNCA ÜÇ GÜNDE "SAMİMİ" KESİLDİ.
Alevilerin ve gayri Müslimlerin sorunları hakkında hiçbir somut öneri ve proje sunmayan AKP hükümeti, son günlerde gündeme getirdiği “Alevi açılım”ından, ancak “türbana açılım” çıkardı. Bu durum AKP’nin samimiyeti konusundaki eleştirilerimizin ne kadar haklı olduğunu ortaya koymuştur. AKP hükümeti bu ülkenin farklı kimlikleri ve renklerine karşı siyasi sicili kabarık olan MHP ile birlikte ayrımcılığın en soğuk yüzünü göstermeye devam ediyorlar.
TÜRBAN GENÇ KIZLARIN VE KADINLARIN ÜZERİNDE ERKEK EGEMENLİĞİ KURMANIN İDEOLOJOK VE DİNSEL SİMGESİDİR.
Bu ülkenin vatandaşlarının bir kesiminin hak ve özgürlükleri yıllardır yasaklarken, örneğin Alevilere ve gayri Müslimlere yönelik inkarcı, imhacı, asimilasyoncu ve ayrımcı politikaları desteklerken, AKP ve MHP'nin Türban meselesinde “özgürlükçü” görünmesi aldatıcıdır. Kadını baskı altına almanın ve emre itaat eden kullardan ümmetçi yaratmanın İdeolojik ve art niyetli yaklaşımıdır. Bu ülkede kadınların yüzde 19'u okuma yazma bilmiyor. Yüzde 49'u cinsel, yüzde 73'ü ekonomik, yüzde 58'i fiziksel, yüzde 75'i sözel şiddete maruz kalmakta. Tüm dünyada kadın istihdamı artarken Türkiye'de düşmekte. Kayıt dışı istihdam oranı ise kadınlarda yüzde 66'lara varmakta. AKP ve MHP'ye sorumuz kısa ve nettir; Bu durumda olan kadının birincil sorunu nedir?
K.Maraş Belediyesi, bölgedeki halkın tepkisine rağmen Arap Tepesi`ne çöplerini dökmekte ısrar ediyor.
Çöp ihalesini alan firma yol yapımına başlamak için araçlarını bölgeye getirdi. Bölge köylüleri olarak Arap Tepesi`ne çöp dökme kararının kasıtlı, yanlış bir karar olduğunu vurguladık. Başından beri Maraş Belediyesi`nin bu yanlış tutumuna karşı çeşitli protestolar yaptık, etkinlikler, konserler düzenledik. Gerekli hukuki makamlara baş vurduk. Dava danıştayda karar sürecindedir. Bizler bölge köylüleri olarak hukuktan yana bir kararın tecelli edeceğine inanıyoruz. Bölgedeki köylülerin talepleri ve iradesi göz önüne alınmadan Kahramanmaraş Belediyesi`nin talebi doğrultusunda verilecek bir kararın, haktan hukuktan yana bir karar olamayacağını belirtmek isteriz. Ancak nasıl bir karar çıkarsa çıksın, bizler davamızda haklı olduğumuzu biliyoruz. Çünkü bölge çöp dökümüne uygun değildir ve yerleşim alanlarının tam merkezindedir. Bölge insanları yaşadıkları alana, yaşamlarının üzerine çöp dökülmesine asla müsaade etmeyeceklerdir. Türkiye`de ki mahkeme kararlarının çoğunun bağımsız olmadığını, siyasi iktidardan yana çıkarıldığını biliyoruz. Böyle olduğunu Yargıtay ve danıştay başkanları çeşitli defalar kamuoyuna ifade ettiler. Onun için bölge köyleri olarak danıştayın bölge halkının iradesini, köylülerin taleplerini göz önünde bulunduracağını, haktan, hukuktan yana bir karar çıkaracağını umut ediyoruz. Eğer bu haklı beklentimiz danıştayda cevabını bulmazsa, davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`ne götüreceğimizi bir daha vurgulamak isteriz..
Ankara 6. İdare Mahkemesi, Cem Vakfının, “Cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi, ibadet için genel bütçeden pay ayrılması ve Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde Alevi inanç önderlerine kadro tahsis edilmesi” taleplerini reddeden Başbakanlık kararının iptal istemini oy birliğiyle reddetti.
Kararda, uyuşmazlıkta “Alevilerin din ve inançlarını açıklama özgürlükleri bakımından engellendikleri veya bir başka inanç biçimini benimseme yönünde baskıya maruz kaldıklarını gösteren güncel ve somut olayları ortaya koyamadıklarına” yer verildi. Kararda, “Dinsel normla, hukuksal norm arasında kurulmaya çalışılan dengenin giderek laik devlet ilkesinden uzaklaşmaya, farklı inanç biçimlerinin törpülenmesine ve nihayet din ve inanç özgürlükleri de sınırlandırmalara yol açabilir” denildi.
Cem Vakfı avukatları, 2 bin kişi adına, “Cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi, ibadet için genel bütçeden pay ayrılması ve Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde Alevi inanç önderlerine kadro tahsis edilmesi taleplerini” reddeden 19 Ağustos 2005 tarihli Başbakanlık kararının iptali istemiyle Ankara 6. İdare Mahkemesi'nde dava açmıştı.
Yayınlanan 'Tatort' Dizisi Hakkında Suç Duyurusu...
Winterthur, 07.01.08
Kamuoyuna Duyuru
İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Bülent Ant, 23 Aralık 2007 tarihinde Alman ARD televizyon kanalında yayınlanan 'Tatort' dizisi Kablolu yayın aracılığı ile İsviçre`de de yayınlanarak, Alevi inancına ve Alevilere yapılan saldırıdan dolayı, 07.Ocak 2008 tarihinde İsviçre Winterthur Bölge Mahkemesine iki yönlü suç duyurusunda bulunmuştur.
1. Alevilere karşı ayrımcılık yapmaktan ( Antirassismus Gesetz, StGB, Anti Irkcılık yasası) Ceza Hukuku davası.
2. Hakaret etmekten (ZGB) Medeni dava başvurusunda bulunmuştur.